sıkıntılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sıkıntılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2013 Pazar

1 yıl...

Son blog yazımın üzerinden bir yıl geçmiş... Acı dolu bir günün üzerinden... Sonra noldu peki? Yine dünyevi dertlerin üzerine düştük... Ehliyetti arabaydı işti güçtü... Sonra bi yerlerde yine birşeyler koptu. Mazi unutuldu, bugün yaşanmadı, yarın hiç gelmemeliydi.

Mayalar haklı mı çıktı acaba? :)
Bahsettikleri kıyamet bu olabilir mi?

heaven ripby ~dragonorion

Threaten me with Heaven, it's all they can do 
Threaten me with Heaven, if they want to 
Threaten me with Heaven, I believe that it's true

3 Aralık 2011 Cumartesi

Don't say a word...

Evet belki günah, belki bencillik ve belki her şey için geç olunca bazı şeylerden pişman olucam ama ben gün geçtikçe aileme karşı daha tahammülsüz oluyorum sanırım. Ya da yaşlandıkça insanlar daha çekilmez olduğu için böyle hissediyorum.
The mystery of death before us.
Soon every night can bring the light, 
And close my eyes...
Sometimes life in here's too limiting.
Sometimes we don't care at all.
Sometimes...
Kendimce bir sürü şeyi kafamın içerisinden attığımı düşündüğüm zamanlarda evde saçma sapan şeylerle uğraşıp, saçma sapan şeyler dinleyip bi rahatlayayım dediğim zamanlarda adamı bi rahat bırakmıyorlar ya işte orada benim tepem atıyor.
Artık evde gerekmedikçe kimseyle konuşmuyorum, bu ne ara oldu nasıl oldu bilmiyorum. Günümün nasıl geçtiğini anlatmıyorum hal hatır sormuyorum. Konuşulanlara yorum yapmıyorum. Dediğim gibi sadece orada öyle oturayım bir şeylere bakayım kafam dağılsın istiyorum.
Bugün maddi açıdan da benden artık bir şey beklememeleri gerektiğini söyledim.

To escapeby ~loki-lou




I made my way into the great unknown
Land by the river, and a new built home.
Every night, when I'm looking at the full moon rising
I hold you and know that we are free..






Gitmeyi çok düşündüm. Bir sefer de denedim. Ama ben bencilim işte, keyfime düşkünüm belki de.  Günün birinde bir evle uğraşmak bu evle uğraşmaktan daha kolay gelirse o gün kesin giderim ama...

2 Kasım 2011 Çarşamba

Asıl cenabet benim!

Örneklerle zaten mevcut ama son olarak şöyle bir durum var. Hani ben aylarca sıkıldım bunaldım işten ayrılmak istedim az para kazanıyorum dedim ağladım zırladım ya, şimdi bunların hepsi geçti işimden ayrıldım daha keyifli bir yere geçtim daha fazla para kazanmaya başladım fakat gel gör ki iş değiştirdiğimden beri işle alakalı aksaklıklar ve daha da önemlisi geçmek bilmeyen bir hastalık yaşıyorum. Arkadaşım ne biçim hastalıkmışsın lan sen? Hayır diyorum ki beni öldürmeyen şey güçlendirir falan ama yok aq iyice güçsüzleştiriyor aksi gibi dalga geçercesine öldürmüyo da. Hani ya vur kafama yatayım kolumu kaldıramayım gözümü açamayım ama kalkınca hepsi geçsin ya da madem hafif seyredicen yaşamak için gerekli olan gücü ver bana.

Yeter vallahi başlıcam benim neden püskevitim yok diye. Herkes güle oynaya dolanıyor ben mal gibi evde oturuyorum.

14 Eylül 2011 Çarşamba

"İş"im olmaz benden de güzeli yok...

Resim 1
Ofisteki son günlerimi kitap okuyarak ve korkunç bir aşkı izlemek zorunda bırakılarak geçiriyorum. Neyse ki kitap son derece eğlenceli. bknz. Resim 1 Gerçi neden Hello, Heartbreak olan ismini böyle çevirmişler ona bir anlam veremedim. Doğan Kitap yetkililerine bir danışmak gerekebilir. Üşeniyorum, uğraşamıcam...


Buradan ayrılmaya karar verdiğim günden beri hiç bir plan yapmadım. Sanki gözlerimi kapayıp kendimi uçuruma bırakıyormuşum gibi geliyor şimdi düşününce. Öyle bile olsa özgürlük için, gururumu, kendime güvenimi kazanmak için buna değer.

Ne zaman bir konuda gerginliğe kapılsam kafamda o kişiyle geçireceğimi düşündüğüm diyaloglar oluşmaya başlar. Son derece agresif ve kararlı... Her seferinde de lafı gediğine oturtarak inceden laf sokarak kazandığım diyaloglar bunlar. Fakat iş o noktaya geldiğinde ben otoyolda araba görmüş tavşan gibi kitlenip kalıyorum her seferinde ve o an aklıma verebilecek herhangi zekice bir cevap gelmemekle birlikte 5 dk sonrasında "laaaan keşke şunu deseydim çok fena göt olurdu" diye kendi kendimi yiyorum.

Her neyse... Bunların hiçbirinin bu sefer yaşanmamasını umuyorum. Şayet yaşanırsa ağlayarak yanına koşabileceğim bir sevgili bulmam gerekiyor il ve hatta ilçe sınırları içerisinde çünkü benimki şu an bırakın ili ülke sınırları içerisinde bile değil. Koşarak gitmeye çalışırsam bu haftalarımı alabilir ve bu süre içerisinde ben de çoktan sakinleşmiş olacağımdan gitmeme gerek kalmadığını farkeder ve eve dönmek için de bir taksi çeviririm. Bu da çok pahalıya patlayabilir. İşten ayrılmış birinin bu kadar fazla taksi parası ödemesi hiç akıllıca olmaz.



23 Ağustos 2011 Salı

9 aydır aynı cehennem

Kendime inanamıyorum. Önceden denemiş olmama rağmen neden ayrılmadım buradan bilmiyorum. Hapishane gibi burası... Hep bir umut bekliyorum başka birşey çıksa da bıraksam diye. O kadar sıkıldım o kadar daraldım ki artık. Sevmediğim insanlarla birarada olmak, sevmediğim işler yapmak zorunda olmak. Başlamak zorunda olduğumu biliyordum ama bu kadar uzun süreceğini tahmin etmezdim. Nasıl kendimi geliştirmeme sağlayan kişiler olduysa geçmişte, aynı şekilde bugün bu hallerde olmama da sebep oldular belki de.

Ben artık kendine acıyan bir zavallıdan başka bir şey değilim ve bu öylesine canımı yakıyor ki...


Şu para sıkıntısı olmasa bir gün daha durmam yemin ediyorum ama sabretmem lazım biraz daha... Eğer yine birşey çıkmazsa başlarım parasına diyeceğim gibime geliyor...

26 Haziran 2011 Pazar

gitme vakti

vakit geldi galiba...

bir sürü psikopatla aynı evde yaşamanın verdiği sinir bozukluğuna daha fazla dayanamıcam sanırım.
bana bir faydası olmayacak bir şey için para yardımı isteniyor benden. bunlar da yetmezmiş gibi her gün evde psikolojik baskı var kediyi göndermek için.

yeter sıkıldım

29 Mayıs 2011 Pazar

yalnızlık paylaşılmaz paylaşılırsa yalnızlık olmaz gibi saçma bi başlık yazmak istedim buraya

yalnız kalabilen insanlara hayranım. ben son bir kaç aydır yalnız kalamadığımı, ve yalnız kalmanın beni ne kadar bunalttığını anladım. bi işle uğraşmadığım ya da etrafımda birilerinin olmadığı zamanlarda, kendi kendime kaldığımda yaşadığım her şeyi, karşılaştığım sıkıntıları düşünmeye başlıyorum. ve tabi bu benim gibi anormal bir psikolojiye sahip bir insan için biraz yorucu oluyor.
kaçmak çözüm mü? değil belki de ama baya uzun süre idare edilebiliyor. bazı sıkıntılar kendiliğinden geçip gitmiş, unutulmuş bile oluyor.

6 Ekim 2010 Çarşamba

bunları kendime yazıyorum...

şunu bilmeliyim ki kendime olan nefretimi başka alanlara sıçratmamayı öğrenmeliyim. "bak kızım sen kendinden nefret ediyorsun, ondan bundan değil." falan demeliyim. bi de emo'lar gibi ortalığa "kendimden nefret ediyorum yhaaa" falan yazmamalıyım.

ayrıca parasızlığından da senden başka kimse sorumlu değil. bu da senin suçun. evde götünü yaya yaya oturup da sonra da "ay çok mutsuzum hiç param yok" diye kendini acındırma. aptal mısın? kalk çalış. elin ayağın tutuyo çok şükür.

bi de ne biçim iştir arkadaş bu neden sadece sinirlerin bozuk olduğunda blog yazıyosun. tamam doğru düzgün bişeyler yazabilme yeteneğin yok ama insanların da senin saçmalıklarını görmesi gerekmiyo. o yüzden bence yazma durduk yere. vallahi liseli kızlar bile senden daha olgundur.

neyse bunları kendime yazıyorum ama "birilerinin" okuduğunu biliyorum. kusura bakmayın umrumda değil. kendime yazdım. kendim de pek umrumdayım gibi görünmüyo zaten. ay neyse.

12 Eylül 2010 Pazar

hayat sandığından çoooook daha karmaşık...

bunca şeyin arasından bana iyi birşey bulun. (çok şükür sağlığın yerinde, sevdiklerin hayatta gibi şeyler dışında.. o kadarına şükretmeyi ben de biliyorum)

eğer bir aile yaşantısı içindeysen zaten hayat çok karışık... nasıl olursa olsun insan 20 yaşından sonra ebeveynlerle yaşamaya çoğu zaman tahammül edemiyor. öncesinde de edemiyodur da o kısmı ergenlik bunalımlarına bağlıyorum.. bir evde biraz sorunlu bir yaşlı, 4 işsiz 2'si emekli, 2 öğrenci, bir dolu borç, ne bakabildiğiniz ne atabildiğiniz bir kedi, düşüncesiz erkekler ve canına tak etmiş bir anne falan varsa zaten herşeyin basit olmasını beklemeyiz -sanıyorum ki.

çok sorunlu bir ilişkiniz varsa bırakın hayatı zaten kafanız karışıktır... sanki başka derdiniz yokmuş gibi ilişkinizle uğraşmaya başlarsınız sorunlar çıktıkça sonra bi bakıyosunuz "ulan herşey kötü bari şu düzgün olaydı" diyosunuz. ama yok o da düzgün değil her gün size ekstradan yeni bir sorun çıkartıyor. baş ağrıları, uyku sorunları, zaman zaman gelen ağlama krizleri. bir ilişki böyle ilerliyorsa ya da ilerleyemiyorsa bu durumun çok da basit olacağını düşünen yoktur -sanıyorum ki.

işsizlik bütün hayatınızı büyük bir karmaşaya sokan en önemli sorundur zaten... hiç bir işe yaramamak. ve normalde işe yaramayan insanlardan daha beter durumda olup onların gözünde bir zavallı halini almak. üstelik beş paranız kalmamışken çok daha zor. beş paranız kalmamışken ve üstüne üstlük en çok paraya ihtiyacınız olduğu zamanlarda... bunun ne kadar zor olduğunu biliyorsunuzdur diye daha fazla anlatmama gerek yok -sanıyorum ki...

bunların yanında birsürü arkadaşınızın kaprisleri, ülkedeki saçma sapan siyasi bunalımlar, gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar, çöpçüler, hayat ne garip vapurlar falan...

başkası için kötü bişe dileyecek değilim ama umarım "hayat sadece bana şekil yapmıyordur".

8 Eylül 2010 Çarşamba

aslında...

..iyi bir blog yazarı olabilirdim. ama okuyucu bulma konusunda sıkıntı çekerim. kasamam öyle ona buna link yollayım falan. üşengecim. kimse okumayacaksa da iyi olmaya gerek yok işte döküyoruz içimizi yeter...

bi gün dönüp baktığımda şu günlerimi hatırlamak isteyeceğimi sanmıyorum ama kötü anlarda yazası geliyo insanın işte.

Bonfires by iNeedChemicalX
yakın zamanda istediğim bi kaç şeye kavuşur muyum acaba? iyi bir iş mesela? en önemlisi bu sanırım. of allahım ne zor birşey çalışmamak, bi işe yaramıyor olmak. ne yakın zaman için ne de ilerisi için bi umudum var artık. bir kariyer, bir isim yapmak falan artık hayali bile kalmadı bunun. iyi kötü bi iş bulsam bile hep mal bi durumda çalışıyo olarak kalacağımı biliyorum artık. öyle mal adamların öyle iyi yerlerde olduğunu gördükçe boşuna hayal kurmamam gerektiğini anladım. yetenek de bi yere kadar. üst sınırımı da biliyorum. harika bi yönetmen olamam. aylarımı sırf bu işe vermedikçe iyi bir montajcı da olamam. mal bi yapım yardımcısı olarak hayatıma devam edebilirim eğer şanslıysam.

işin kötü tarafı bu sefer param da yok. ne tadını çıkartarak gezebilirim, ne hiç düşünmeden alışveriş yapabilirim... sanki herşey yasak. şöyle sızlandıkça kendimi ergenlik dönemindeki liseli kızlar gibi hissediyorum. mal mıyım neyim allahım? ya bi de ulan benim param varken kimsenin yoktu yine harcayamazdım adam gibi. şimdi herkeste var bende yok ne biçim şanstır bu?

mucize bekliyorum kısacası. yoksa ne bok yicem bilmiyorum...

(böyle resim, fotoğraf falan konunca güzel oluyo bloglar diye bi de aralara deviantart'dan beğendiğim bişeler koyıım bari renk katsın di mi?)

1 Eylül 2010 Çarşamba

cnbt

ne hoş bir hafta allahım...


sevgilimden ayrıldım..

parasız kaldım..

dönüş biletimi yanlış aldım o an internet kesildi vodafone evin tek bi yerinde çok az çekiyor ve sadece ordan arayabiliyorum çağrı merkezini. anlattım derdimi kadını tamamen duyamadan biletimi değiştirdim..

servisi kaçırdım..

gittim adam biletimi bi saat sonraya almaya çalışırken yarım saat uğraştı beni bursaya gidiyo sanmış. son dakikada aldım bileti..

otobüse bindim yaşlı kadının biri söylenip duruyodu oturduğu koltuğa. önüme oturdu sonra..

otobüsteki tv yayını bozuktu cızırtılıydı..

mp3 playerımın kulaklığı bozuldu..

kadın yolun yarısında öğürmeye başladı. bi 10 dakika ekstradan mola verdik..


şimdi bir sevgilim yok, çalışan bir kulaklığım yok ve artık hiç param yok.

çok umutsuzca bi manzara di mi? ama aksine bugün kendimi çok iyi hissediyorum.. (sıyırmış olduğumu düşünmeyin o çok önceden olmuştu)

* he işin en komik kısmı da okuyan varmış gibi yazıyorum bunları :D