25 Eylül 2010 Cumartesi

benden çıkarttıklarınızdan sonra "kalan" ne?

ben seçmedim ki kalmayı, kalan olmayı...

herkes gitti. ben öylece durdum hep. gitmedim bi yere. gidemedim. benimki kaderin seçimiydi belki de. benim kalmamı seçen kaderimdi. ben durdum öylece ve her gün aynı pembe perdeli pencereden bir gün yeni birşey görebilirim diye bakmaya devam ediyorum hala.

şekil 1A - ayşen, pembe perdeler


Yeah, I thought I could leave but couldn't get out the door
I was so sick and tired
Of a livin' a lie
I was wishin' that I
Would die

12 Eylül 2010 Pazar

hayat sandığından çoooook daha karmaşık...

bunca şeyin arasından bana iyi birşey bulun. (çok şükür sağlığın yerinde, sevdiklerin hayatta gibi şeyler dışında.. o kadarına şükretmeyi ben de biliyorum)

eğer bir aile yaşantısı içindeysen zaten hayat çok karışık... nasıl olursa olsun insan 20 yaşından sonra ebeveynlerle yaşamaya çoğu zaman tahammül edemiyor. öncesinde de edemiyodur da o kısmı ergenlik bunalımlarına bağlıyorum.. bir evde biraz sorunlu bir yaşlı, 4 işsiz 2'si emekli, 2 öğrenci, bir dolu borç, ne bakabildiğiniz ne atabildiğiniz bir kedi, düşüncesiz erkekler ve canına tak etmiş bir anne falan varsa zaten herşeyin basit olmasını beklemeyiz -sanıyorum ki.

çok sorunlu bir ilişkiniz varsa bırakın hayatı zaten kafanız karışıktır... sanki başka derdiniz yokmuş gibi ilişkinizle uğraşmaya başlarsınız sorunlar çıktıkça sonra bi bakıyosunuz "ulan herşey kötü bari şu düzgün olaydı" diyosunuz. ama yok o da düzgün değil her gün size ekstradan yeni bir sorun çıkartıyor. baş ağrıları, uyku sorunları, zaman zaman gelen ağlama krizleri. bir ilişki böyle ilerliyorsa ya da ilerleyemiyorsa bu durumun çok da basit olacağını düşünen yoktur -sanıyorum ki.

işsizlik bütün hayatınızı büyük bir karmaşaya sokan en önemli sorundur zaten... hiç bir işe yaramamak. ve normalde işe yaramayan insanlardan daha beter durumda olup onların gözünde bir zavallı halini almak. üstelik beş paranız kalmamışken çok daha zor. beş paranız kalmamışken ve üstüne üstlük en çok paraya ihtiyacınız olduğu zamanlarda... bunun ne kadar zor olduğunu biliyorsunuzdur diye daha fazla anlatmama gerek yok -sanıyorum ki...

bunların yanında birsürü arkadaşınızın kaprisleri, ülkedeki saçma sapan siyasi bunalımlar, gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar, çöpçüler, hayat ne garip vapurlar falan...

başkası için kötü bişe dileyecek değilim ama umarım "hayat sadece bana şekil yapmıyordur".

8 Eylül 2010 Çarşamba

aslında...

..iyi bir blog yazarı olabilirdim. ama okuyucu bulma konusunda sıkıntı çekerim. kasamam öyle ona buna link yollayım falan. üşengecim. kimse okumayacaksa da iyi olmaya gerek yok işte döküyoruz içimizi yeter...

bi gün dönüp baktığımda şu günlerimi hatırlamak isteyeceğimi sanmıyorum ama kötü anlarda yazası geliyo insanın işte.

Bonfires by iNeedChemicalX
yakın zamanda istediğim bi kaç şeye kavuşur muyum acaba? iyi bir iş mesela? en önemlisi bu sanırım. of allahım ne zor birşey çalışmamak, bi işe yaramıyor olmak. ne yakın zaman için ne de ilerisi için bi umudum var artık. bir kariyer, bir isim yapmak falan artık hayali bile kalmadı bunun. iyi kötü bi iş bulsam bile hep mal bi durumda çalışıyo olarak kalacağımı biliyorum artık. öyle mal adamların öyle iyi yerlerde olduğunu gördükçe boşuna hayal kurmamam gerektiğini anladım. yetenek de bi yere kadar. üst sınırımı da biliyorum. harika bi yönetmen olamam. aylarımı sırf bu işe vermedikçe iyi bir montajcı da olamam. mal bi yapım yardımcısı olarak hayatıma devam edebilirim eğer şanslıysam.

işin kötü tarafı bu sefer param da yok. ne tadını çıkartarak gezebilirim, ne hiç düşünmeden alışveriş yapabilirim... sanki herşey yasak. şöyle sızlandıkça kendimi ergenlik dönemindeki liseli kızlar gibi hissediyorum. mal mıyım neyim allahım? ya bi de ulan benim param varken kimsenin yoktu yine harcayamazdım adam gibi. şimdi herkeste var bende yok ne biçim şanstır bu?

mucize bekliyorum kısacası. yoksa ne bok yicem bilmiyorum...

(böyle resim, fotoğraf falan konunca güzel oluyo bloglar diye bi de aralara deviantart'dan beğendiğim bişeler koyıım bari renk katsın di mi?)

1 Eylül 2010 Çarşamba

cnbt

ne hoş bir hafta allahım...


sevgilimden ayrıldım..

parasız kaldım..

dönüş biletimi yanlış aldım o an internet kesildi vodafone evin tek bi yerinde çok az çekiyor ve sadece ordan arayabiliyorum çağrı merkezini. anlattım derdimi kadını tamamen duyamadan biletimi değiştirdim..

servisi kaçırdım..

gittim adam biletimi bi saat sonraya almaya çalışırken yarım saat uğraştı beni bursaya gidiyo sanmış. son dakikada aldım bileti..

otobüse bindim yaşlı kadının biri söylenip duruyodu oturduğu koltuğa. önüme oturdu sonra..

otobüsteki tv yayını bozuktu cızırtılıydı..

mp3 playerımın kulaklığı bozuldu..

kadın yolun yarısında öğürmeye başladı. bi 10 dakika ekstradan mola verdik..


şimdi bir sevgilim yok, çalışan bir kulaklığım yok ve artık hiç param yok.

çok umutsuzca bi manzara di mi? ama aksine bugün kendimi çok iyi hissediyorum.. (sıyırmış olduğumu düşünmeyin o çok önceden olmuştu)

* he işin en komik kısmı da okuyan varmış gibi yazıyorum bunları :D