22 Kasım 2010 Pazartesi

hanım kardeşlerim için...

Dün otobüste arkamda oturan 2 genç kız dertleşiyordu. arkamdaki zavallıcık çocuğu arıyomuş açmıyormuş falan sanırım. Öyle birşeyler anlattı. Diğeri de işte yorumluyo onu "ya hani artık istemiyorum dese falan daha iyi bu ne böyle",  "belki acil birşey var, belki ailenle ilgili ciddi bi durum, belki hastasın..." Bizim zavallı da "5 dk konuşayım rahatlıcam zaten" diyor. Konuya buradan giriş yapıyorum efendim:  

Hangi erkeklerden uzak durmalıyız veyahut koşar adımlarla kaçmalıyız?

1. Sebepsiz yere bir anda sizi aramamaya, mesajlarınıza cevap vermemeye başlamışsa sakın acaba noldu diye aramayın. Saatlerce can çekişmeyin. Akrabalarını, arkadaşlarını taciz etmeyin, evinin önünde beklemeyin. Ya da başına bişey gelip gelmediğini merak etmek için arayın bi iki kere sonra kesin aramayı. Neden mi? Çünkü o aramanızı istiyor, böylelikle perişan haldeki egosunu tatmin edebilsin. Bu adamdan kesinlikle uzak durulmalı. Dünya üzerindeki en dengesiz canlı özelliğini gösteren bu erkek tipleri hayatınızın hatası olarak bi yerde duracaktır. "yaaa ama napıyımmm çok aşığım aramadan duramıyorum" diyorsanız da afrikadaki açları düşünün aşk diye birşeyin olmadığına inanın. eğer ki aşk diye birşey varsa o herif siz aramadan da geri dönecek zaten. O vakit tekrar aşka inanabilirsiniz. (Lakin inanmamanızda fayda var yok hala inanıyorsanız da gidin başkasına aşık olun.)

2. Benzer şekilde bir kavga sonrası ortadan yok olan erkeklerden de mümkün mertebe uzak durulmalı. Sevgiliniz normalde her gün internete giren ya da okula/işe gelen gelemezse de bi şekilde arkadaşlarına falan haber veren biriyse ve kavganızdan sonra birden bire internette olduğu anlaşılmasın diye hiçbirşey paylaşmaz olur, girdiği sitelerde online görünecek diye o sitelere girmez olur veya derslerine ya da işine gelmemeye başlarsa kimseye de çaktırmadan yavaşça uzaklaşın şu adamdan. Amaç burada anlayacağınız üzere sizi meraklandırmak ve tabii ki "üzüntüden ne hale gelmiş zavallı" izlenimi uyandırmak. Merak etmeyin kendisine birşey yapmadı. Şu anda oyun oynuyor. 2 gün sonra karşınıza sakalları uzamış, sabah aynada kendine bakmadan çıkmış bir halde gelmişse üzülmeyin. Bu onun en mutlu hali.

3. Bir ayrılık ya da küslük dönemi sonrasında barışma arifesindeyseniz ve onun bu dönemde başka bir hatunla hemen işi pişirdiğini öğreniyorsanız önce en değerli organına sağlam bir tekme atın sonra o acıdan kıvranırken bi de üzerine tükürürsünüz. Kendisi öncesinde bunu acıdan, sizi unutmak için yaptığını söyleyebilir, inanmayın.

4. Eski sevgililerinizden uzak durun. Hele ki evlenmek üzere olanlardan. Henüz adlandırılamayan bi erkek çeşidi olan bazı tipler evlenmeden önce eski aşklarını arar. "Takatim yok, yine de telefona sarıldım son bir özür icin tüm sevdiğim kadınlardan" sözünü fazla cidddiye almaktan kaynaklanmakla beraber bu aslında sapık bir fantaziden ibaret olsa gerek.

Bunların dışında evli erkeklerden, evsiz erkeklerden, parasıyla hava atan erkeklerde, annesinin sözünden çıkmayan erkeklerden, bakışmaktan öteye adım atamayan erkeklerden, her dediğinizi yapan erkeklerden, hiç bir dediğinizi yapmayan erkeklerden vs...uzak durmakta fayda. En önemlisi ise canınızı yakan erkekten uzak durabilmek bence ;)

24 Ekim 2010 Pazar

± 1

Live your life by ~gisaiagami



Paran yoksa eğer "fazlalık"sın...

ve fazlalıksan gideceksin.... ta ki seni fazlalık olarak görmeyecek bir yer bulana kadar...

eğer bulamazsan öyle bir yer, gururunu hiçe sayıp dönmeyeceksin geriye... gideceksin... ta ki gerekirse sürünerek ölene kadar.

16 Ekim 2010 Cumartesi

Yazık oldu bence bana.

onca zaman çalış didin o kadar para kazan harcamamak için birsürü şeyden eksik kal şurda 3 ay işsiz kaldın diye evdekiler başına üşüşsün. iş beğenmiyorsun, yok bilmemkimle konuş biraz sıkıştır iş bulsunlar, yok ben evlenecem sen babamlara yardım et git çalış falan. yıllarca ben gece gündüz çalışırken eve de para verirken kimse demedi ki helal sana bize 5 kuruş harcatmıyosun üstüne para veriyosun diye.

bende de hata var. hiç değmeyecek şeyler uğruna bi sene saçmasapan 3 kuruşluk işlerde çalışmak pahasına bütün hayatımı tehlikeye attım. gerizekalı. biraz irade biraz akıl fikir olsaydı belki herşey daha iyi olurdu. şimdi noldu sanki? iş için yalvardığın, zor durumdayım dediğin adamlar götüyle güler gibi boşver geçer diyorlar. tabi onlar da haklı. herkesin parası olacak değil. herkes yiyip içip karıya kıza para yedirecek değil. benim gibi bazı insanların da parasız olması lazım ki onlar kendilerini bi bok sanmaya devam etsin.

ayrıca ulan sırf merakımdan kariyer.net e baktım. benim iş bulabilmem için zaten bi bu kadar daha eğitim almam üzerine başarılı iş tecrübelerim falan olması lazım. oralarda aranan özellikleri gördükçe lanet ediyorum bugüne kadar benim işimde iyi olduğumu söyleyip götümü kaldıranlara. bi bok değilim işte. gördük. bi bok olsaydım zaten götünüzle gülüp geçemezdiniz en azından.

eğer kasıma kadar iş bulamazsam zaten artık ben de kendime götümle gülüp git kızım sen temizlikçilik falan yap dicem ve evlere temizliğe gidicem. yeter ki abim evlensin, babam kredi borçlarını ödesin, annem gitsin bi mikrodalga fırın alsın.

aylarca yanında köpek gibi çalışıp bi dediklerini iki etmediğim sayemde bi sürü sorunlarının çözüldüğü insanlar da zaten beni yeteri kadar unuttuğu için onlar da keyfine baksın.

ben mi? kimin umrunda ki...

6 Ekim 2010 Çarşamba

bunları kendime yazıyorum...

şunu bilmeliyim ki kendime olan nefretimi başka alanlara sıçratmamayı öğrenmeliyim. "bak kızım sen kendinden nefret ediyorsun, ondan bundan değil." falan demeliyim. bi de emo'lar gibi ortalığa "kendimden nefret ediyorum yhaaa" falan yazmamalıyım.

ayrıca parasızlığından da senden başka kimse sorumlu değil. bu da senin suçun. evde götünü yaya yaya oturup da sonra da "ay çok mutsuzum hiç param yok" diye kendini acındırma. aptal mısın? kalk çalış. elin ayağın tutuyo çok şükür.

bi de ne biçim iştir arkadaş bu neden sadece sinirlerin bozuk olduğunda blog yazıyosun. tamam doğru düzgün bişeyler yazabilme yeteneğin yok ama insanların da senin saçmalıklarını görmesi gerekmiyo. o yüzden bence yazma durduk yere. vallahi liseli kızlar bile senden daha olgundur.

neyse bunları kendime yazıyorum ama "birilerinin" okuduğunu biliyorum. kusura bakmayın umrumda değil. kendime yazdım. kendim de pek umrumdayım gibi görünmüyo zaten. ay neyse.

25 Eylül 2010 Cumartesi

benden çıkarttıklarınızdan sonra "kalan" ne?

ben seçmedim ki kalmayı, kalan olmayı...

herkes gitti. ben öylece durdum hep. gitmedim bi yere. gidemedim. benimki kaderin seçimiydi belki de. benim kalmamı seçen kaderimdi. ben durdum öylece ve her gün aynı pembe perdeli pencereden bir gün yeni birşey görebilirim diye bakmaya devam ediyorum hala.

şekil 1A - ayşen, pembe perdeler


Yeah, I thought I could leave but couldn't get out the door
I was so sick and tired
Of a livin' a lie
I was wishin' that I
Would die

12 Eylül 2010 Pazar

hayat sandığından çoooook daha karmaşık...

bunca şeyin arasından bana iyi birşey bulun. (çok şükür sağlığın yerinde, sevdiklerin hayatta gibi şeyler dışında.. o kadarına şükretmeyi ben de biliyorum)

eğer bir aile yaşantısı içindeysen zaten hayat çok karışık... nasıl olursa olsun insan 20 yaşından sonra ebeveynlerle yaşamaya çoğu zaman tahammül edemiyor. öncesinde de edemiyodur da o kısmı ergenlik bunalımlarına bağlıyorum.. bir evde biraz sorunlu bir yaşlı, 4 işsiz 2'si emekli, 2 öğrenci, bir dolu borç, ne bakabildiğiniz ne atabildiğiniz bir kedi, düşüncesiz erkekler ve canına tak etmiş bir anne falan varsa zaten herşeyin basit olmasını beklemeyiz -sanıyorum ki.

çok sorunlu bir ilişkiniz varsa bırakın hayatı zaten kafanız karışıktır... sanki başka derdiniz yokmuş gibi ilişkinizle uğraşmaya başlarsınız sorunlar çıktıkça sonra bi bakıyosunuz "ulan herşey kötü bari şu düzgün olaydı" diyosunuz. ama yok o da düzgün değil her gün size ekstradan yeni bir sorun çıkartıyor. baş ağrıları, uyku sorunları, zaman zaman gelen ağlama krizleri. bir ilişki böyle ilerliyorsa ya da ilerleyemiyorsa bu durumun çok da basit olacağını düşünen yoktur -sanıyorum ki.

işsizlik bütün hayatınızı büyük bir karmaşaya sokan en önemli sorundur zaten... hiç bir işe yaramamak. ve normalde işe yaramayan insanlardan daha beter durumda olup onların gözünde bir zavallı halini almak. üstelik beş paranız kalmamışken çok daha zor. beş paranız kalmamışken ve üstüne üstlük en çok paraya ihtiyacınız olduğu zamanlarda... bunun ne kadar zor olduğunu biliyorsunuzdur diye daha fazla anlatmama gerek yok -sanıyorum ki...

bunların yanında birsürü arkadaşınızın kaprisleri, ülkedeki saçma sapan siyasi bunalımlar, gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar, çöpçüler, hayat ne garip vapurlar falan...

başkası için kötü bişe dileyecek değilim ama umarım "hayat sadece bana şekil yapmıyordur".

8 Eylül 2010 Çarşamba

aslında...

..iyi bir blog yazarı olabilirdim. ama okuyucu bulma konusunda sıkıntı çekerim. kasamam öyle ona buna link yollayım falan. üşengecim. kimse okumayacaksa da iyi olmaya gerek yok işte döküyoruz içimizi yeter...

bi gün dönüp baktığımda şu günlerimi hatırlamak isteyeceğimi sanmıyorum ama kötü anlarda yazası geliyo insanın işte.

Bonfires by iNeedChemicalX
yakın zamanda istediğim bi kaç şeye kavuşur muyum acaba? iyi bir iş mesela? en önemlisi bu sanırım. of allahım ne zor birşey çalışmamak, bi işe yaramıyor olmak. ne yakın zaman için ne de ilerisi için bi umudum var artık. bir kariyer, bir isim yapmak falan artık hayali bile kalmadı bunun. iyi kötü bi iş bulsam bile hep mal bi durumda çalışıyo olarak kalacağımı biliyorum artık. öyle mal adamların öyle iyi yerlerde olduğunu gördükçe boşuna hayal kurmamam gerektiğini anladım. yetenek de bi yere kadar. üst sınırımı da biliyorum. harika bi yönetmen olamam. aylarımı sırf bu işe vermedikçe iyi bir montajcı da olamam. mal bi yapım yardımcısı olarak hayatıma devam edebilirim eğer şanslıysam.

işin kötü tarafı bu sefer param da yok. ne tadını çıkartarak gezebilirim, ne hiç düşünmeden alışveriş yapabilirim... sanki herşey yasak. şöyle sızlandıkça kendimi ergenlik dönemindeki liseli kızlar gibi hissediyorum. mal mıyım neyim allahım? ya bi de ulan benim param varken kimsenin yoktu yine harcayamazdım adam gibi. şimdi herkeste var bende yok ne biçim şanstır bu?

mucize bekliyorum kısacası. yoksa ne bok yicem bilmiyorum...

(böyle resim, fotoğraf falan konunca güzel oluyo bloglar diye bi de aralara deviantart'dan beğendiğim bişeler koyıım bari renk katsın di mi?)

1 Eylül 2010 Çarşamba

cnbt

ne hoş bir hafta allahım...


sevgilimden ayrıldım..

parasız kaldım..

dönüş biletimi yanlış aldım o an internet kesildi vodafone evin tek bi yerinde çok az çekiyor ve sadece ordan arayabiliyorum çağrı merkezini. anlattım derdimi kadını tamamen duyamadan biletimi değiştirdim..

servisi kaçırdım..

gittim adam biletimi bi saat sonraya almaya çalışırken yarım saat uğraştı beni bursaya gidiyo sanmış. son dakikada aldım bileti..

otobüse bindim yaşlı kadının biri söylenip duruyodu oturduğu koltuğa. önüme oturdu sonra..

otobüsteki tv yayını bozuktu cızırtılıydı..

mp3 playerımın kulaklığı bozuldu..

kadın yolun yarısında öğürmeye başladı. bi 10 dakika ekstradan mola verdik..


şimdi bir sevgilim yok, çalışan bir kulaklığım yok ve artık hiç param yok.

çok umutsuzca bi manzara di mi? ama aksine bugün kendimi çok iyi hissediyorum.. (sıyırmış olduğumu düşünmeyin o çok önceden olmuştu)

* he işin en komik kısmı da okuyan varmış gibi yazıyorum bunları :D