14 Eylül 2011 Çarşamba

"İş"im olmaz benden de güzeli yok...

Resim 1
Ofisteki son günlerimi kitap okuyarak ve korkunç bir aşkı izlemek zorunda bırakılarak geçiriyorum. Neyse ki kitap son derece eğlenceli. bknz. Resim 1 Gerçi neden Hello, Heartbreak olan ismini böyle çevirmişler ona bir anlam veremedim. Doğan Kitap yetkililerine bir danışmak gerekebilir. Üşeniyorum, uğraşamıcam...


Buradan ayrılmaya karar verdiğim günden beri hiç bir plan yapmadım. Sanki gözlerimi kapayıp kendimi uçuruma bırakıyormuşum gibi geliyor şimdi düşününce. Öyle bile olsa özgürlük için, gururumu, kendime güvenimi kazanmak için buna değer.

Ne zaman bir konuda gerginliğe kapılsam kafamda o kişiyle geçireceğimi düşündüğüm diyaloglar oluşmaya başlar. Son derece agresif ve kararlı... Her seferinde de lafı gediğine oturtarak inceden laf sokarak kazandığım diyaloglar bunlar. Fakat iş o noktaya geldiğinde ben otoyolda araba görmüş tavşan gibi kitlenip kalıyorum her seferinde ve o an aklıma verebilecek herhangi zekice bir cevap gelmemekle birlikte 5 dk sonrasında "laaaan keşke şunu deseydim çok fena göt olurdu" diye kendi kendimi yiyorum.

Her neyse... Bunların hiçbirinin bu sefer yaşanmamasını umuyorum. Şayet yaşanırsa ağlayarak yanına koşabileceğim bir sevgili bulmam gerekiyor il ve hatta ilçe sınırları içerisinde çünkü benimki şu an bırakın ili ülke sınırları içerisinde bile değil. Koşarak gitmeye çalışırsam bu haftalarımı alabilir ve bu süre içerisinde ben de çoktan sakinleşmiş olacağımdan gitmeme gerek kalmadığını farkeder ve eve dönmek için de bir taksi çeviririm. Bu da çok pahalıya patlayabilir. İşten ayrılmış birinin bu kadar fazla taksi parası ödemesi hiç akıllıca olmaz.



23 Ağustos 2011 Salı

9 aydır aynı cehennem

Kendime inanamıyorum. Önceden denemiş olmama rağmen neden ayrılmadım buradan bilmiyorum. Hapishane gibi burası... Hep bir umut bekliyorum başka birşey çıksa da bıraksam diye. O kadar sıkıldım o kadar daraldım ki artık. Sevmediğim insanlarla birarada olmak, sevmediğim işler yapmak zorunda olmak. Başlamak zorunda olduğumu biliyordum ama bu kadar uzun süreceğini tahmin etmezdim. Nasıl kendimi geliştirmeme sağlayan kişiler olduysa geçmişte, aynı şekilde bugün bu hallerde olmama da sebep oldular belki de.

Ben artık kendine acıyan bir zavallıdan başka bir şey değilim ve bu öylesine canımı yakıyor ki...


Şu para sıkıntısı olmasa bir gün daha durmam yemin ediyorum ama sabretmem lazım biraz daha... Eğer yine birşey çıkmazsa başlarım parasına diyeceğim gibime geliyor...

5 Temmuz 2011 Salı

Kendim için...

İşi bırakıp spora başlıcam...
fit bir vücut elde edene kadar zorlıcam bu işi...

pasaportumu alıp gidicem yurt dışına... minimum 2 hafta.

kurslara gidicem... grafik tasarım, ingilizce vs. kendimi geliştiricem.

bi yandan da ufak tefek işlerden para kazanmaya çalışıcam.

Allah yardımcım olsun... :)

26 Haziran 2011 Pazar

gitme vakti

vakit geldi galiba...

bir sürü psikopatla aynı evde yaşamanın verdiği sinir bozukluğuna daha fazla dayanamıcam sanırım.
bana bir faydası olmayacak bir şey için para yardımı isteniyor benden. bunlar da yetmezmiş gibi her gün evde psikolojik baskı var kediyi göndermek için.

yeter sıkıldım

29 Mayıs 2011 Pazar

yalnızlık paylaşılmaz paylaşılırsa yalnızlık olmaz gibi saçma bi başlık yazmak istedim buraya

yalnız kalabilen insanlara hayranım. ben son bir kaç aydır yalnız kalamadığımı, ve yalnız kalmanın beni ne kadar bunalttığını anladım. bi işle uğraşmadığım ya da etrafımda birilerinin olmadığı zamanlarda, kendi kendime kaldığımda yaşadığım her şeyi, karşılaştığım sıkıntıları düşünmeye başlıyorum. ve tabi bu benim gibi anormal bir psikolojiye sahip bir insan için biraz yorucu oluyor.
kaçmak çözüm mü? değil belki de ama baya uzun süre idare edilebiliyor. bazı sıkıntılar kendiliğinden geçip gitmiş, unutulmuş bile oluyor.

15 Şubat 2011 Salı

Değer mi hiç?



Hiçbir şeyin değeri yok bu hayatta, ben bunu anladım son günlerde.

Yakın zamanda dünyadan beni seven insanlardan biri daha eksildi. Zaten çok fazla birileri yoktu. İşte gittikçe azalmakta. Bu kayıp, bir ailenin üzüntüsü, cenaze... O karmaşadayken gördüm ki şu hayatta hiçbir şeyin değeri yok.

Her şeyini bir günde bırakıp gidiyorsun çünkü.

İnsan hayatı beş para etmezmiş. Sanki çocuk oyunu gibi birisini işe al, ona işle ilgili hiçbir şey öğretme, neyi doğru neyi yanlış yaptığını söyleme, sonra da sen bu işi yapamıyorsun diye işten çıkar.

Bu kadar basit birinin hayatıyla oynamak, değil mi?

Her insanın bir ederi, yaptığı işe göre bir değeri vardır ve o değerden daha azına da çalışmaz, kendini boşa yıpratmaz... Muhtaç olmadıkça... Muhtaçsanız ve pek çok şeye göz yummak zorunda kalıyorsanız bu dünyada hiçbir değeriniz yoktur.

Kendini değersiz hissetmek kadar zavallıca bir şey daha yoktur şu dünyada...

22 Kasım 2010 Pazartesi

hanım kardeşlerim için...

Dün otobüste arkamda oturan 2 genç kız dertleşiyordu. arkamdaki zavallıcık çocuğu arıyomuş açmıyormuş falan sanırım. Öyle birşeyler anlattı. Diğeri de işte yorumluyo onu "ya hani artık istemiyorum dese falan daha iyi bu ne böyle",  "belki acil birşey var, belki ailenle ilgili ciddi bi durum, belki hastasın..." Bizim zavallı da "5 dk konuşayım rahatlıcam zaten" diyor. Konuya buradan giriş yapıyorum efendim:  

Hangi erkeklerden uzak durmalıyız veyahut koşar adımlarla kaçmalıyız?

1. Sebepsiz yere bir anda sizi aramamaya, mesajlarınıza cevap vermemeye başlamışsa sakın acaba noldu diye aramayın. Saatlerce can çekişmeyin. Akrabalarını, arkadaşlarını taciz etmeyin, evinin önünde beklemeyin. Ya da başına bişey gelip gelmediğini merak etmek için arayın bi iki kere sonra kesin aramayı. Neden mi? Çünkü o aramanızı istiyor, böylelikle perişan haldeki egosunu tatmin edebilsin. Bu adamdan kesinlikle uzak durulmalı. Dünya üzerindeki en dengesiz canlı özelliğini gösteren bu erkek tipleri hayatınızın hatası olarak bi yerde duracaktır. "yaaa ama napıyımmm çok aşığım aramadan duramıyorum" diyorsanız da afrikadaki açları düşünün aşk diye birşeyin olmadığına inanın. eğer ki aşk diye birşey varsa o herif siz aramadan da geri dönecek zaten. O vakit tekrar aşka inanabilirsiniz. (Lakin inanmamanızda fayda var yok hala inanıyorsanız da gidin başkasına aşık olun.)

2. Benzer şekilde bir kavga sonrası ortadan yok olan erkeklerden de mümkün mertebe uzak durulmalı. Sevgiliniz normalde her gün internete giren ya da okula/işe gelen gelemezse de bi şekilde arkadaşlarına falan haber veren biriyse ve kavganızdan sonra birden bire internette olduğu anlaşılmasın diye hiçbirşey paylaşmaz olur, girdiği sitelerde online görünecek diye o sitelere girmez olur veya derslerine ya da işine gelmemeye başlarsa kimseye de çaktırmadan yavaşça uzaklaşın şu adamdan. Amaç burada anlayacağınız üzere sizi meraklandırmak ve tabii ki "üzüntüden ne hale gelmiş zavallı" izlenimi uyandırmak. Merak etmeyin kendisine birşey yapmadı. Şu anda oyun oynuyor. 2 gün sonra karşınıza sakalları uzamış, sabah aynada kendine bakmadan çıkmış bir halde gelmişse üzülmeyin. Bu onun en mutlu hali.

3. Bir ayrılık ya da küslük dönemi sonrasında barışma arifesindeyseniz ve onun bu dönemde başka bir hatunla hemen işi pişirdiğini öğreniyorsanız önce en değerli organına sağlam bir tekme atın sonra o acıdan kıvranırken bi de üzerine tükürürsünüz. Kendisi öncesinde bunu acıdan, sizi unutmak için yaptığını söyleyebilir, inanmayın.

4. Eski sevgililerinizden uzak durun. Hele ki evlenmek üzere olanlardan. Henüz adlandırılamayan bi erkek çeşidi olan bazı tipler evlenmeden önce eski aşklarını arar. "Takatim yok, yine de telefona sarıldım son bir özür icin tüm sevdiğim kadınlardan" sözünü fazla cidddiye almaktan kaynaklanmakla beraber bu aslında sapık bir fantaziden ibaret olsa gerek.

Bunların dışında evli erkeklerden, evsiz erkeklerden, parasıyla hava atan erkeklerde, annesinin sözünden çıkmayan erkeklerden, bakışmaktan öteye adım atamayan erkeklerden, her dediğinizi yapan erkeklerden, hiç bir dediğinizi yapmayan erkeklerden vs...uzak durmakta fayda. En önemlisi ise canınızı yakan erkekten uzak durabilmek bence ;)