3 Aralık 2011 Cumartesi

Don't say a word...

Evet belki günah, belki bencillik ve belki her şey için geç olunca bazı şeylerden pişman olucam ama ben gün geçtikçe aileme karşı daha tahammülsüz oluyorum sanırım. Ya da yaşlandıkça insanlar daha çekilmez olduğu için böyle hissediyorum.
The mystery of death before us.
Soon every night can bring the light, 
And close my eyes...
Sometimes life in here's too limiting.
Sometimes we don't care at all.
Sometimes...
Kendimce bir sürü şeyi kafamın içerisinden attığımı düşündüğüm zamanlarda evde saçma sapan şeylerle uğraşıp, saçma sapan şeyler dinleyip bi rahatlayayım dediğim zamanlarda adamı bi rahat bırakmıyorlar ya işte orada benim tepem atıyor.
Artık evde gerekmedikçe kimseyle konuşmuyorum, bu ne ara oldu nasıl oldu bilmiyorum. Günümün nasıl geçtiğini anlatmıyorum hal hatır sormuyorum. Konuşulanlara yorum yapmıyorum. Dediğim gibi sadece orada öyle oturayım bir şeylere bakayım kafam dağılsın istiyorum.
Bugün maddi açıdan da benden artık bir şey beklememeleri gerektiğini söyledim.

To escapeby ~loki-lou




I made my way into the great unknown
Land by the river, and a new built home.
Every night, when I'm looking at the full moon rising
I hold you and know that we are free..






Gitmeyi çok düşündüm. Bir sefer de denedim. Ama ben bencilim işte, keyfime düşkünüm belki de.  Günün birinde bir evle uğraşmak bu evle uğraşmaktan daha kolay gelirse o gün kesin giderim ama...

2 Kasım 2011 Çarşamba

Asıl cenabet benim!

Örneklerle zaten mevcut ama son olarak şöyle bir durum var. Hani ben aylarca sıkıldım bunaldım işten ayrılmak istedim az para kazanıyorum dedim ağladım zırladım ya, şimdi bunların hepsi geçti işimden ayrıldım daha keyifli bir yere geçtim daha fazla para kazanmaya başladım fakat gel gör ki iş değiştirdiğimden beri işle alakalı aksaklıklar ve daha da önemlisi geçmek bilmeyen bir hastalık yaşıyorum. Arkadaşım ne biçim hastalıkmışsın lan sen? Hayır diyorum ki beni öldürmeyen şey güçlendirir falan ama yok aq iyice güçsüzleştiriyor aksi gibi dalga geçercesine öldürmüyo da. Hani ya vur kafama yatayım kolumu kaldıramayım gözümü açamayım ama kalkınca hepsi geçsin ya da madem hafif seyredicen yaşamak için gerekli olan gücü ver bana.

Yeter vallahi başlıcam benim neden püskevitim yok diye. Herkes güle oynaya dolanıyor ben mal gibi evde oturuyorum.

14 Eylül 2011 Çarşamba

"İş"im olmaz benden de güzeli yok...

Resim 1
Ofisteki son günlerimi kitap okuyarak ve korkunç bir aşkı izlemek zorunda bırakılarak geçiriyorum. Neyse ki kitap son derece eğlenceli. bknz. Resim 1 Gerçi neden Hello, Heartbreak olan ismini böyle çevirmişler ona bir anlam veremedim. Doğan Kitap yetkililerine bir danışmak gerekebilir. Üşeniyorum, uğraşamıcam...


Buradan ayrılmaya karar verdiğim günden beri hiç bir plan yapmadım. Sanki gözlerimi kapayıp kendimi uçuruma bırakıyormuşum gibi geliyor şimdi düşününce. Öyle bile olsa özgürlük için, gururumu, kendime güvenimi kazanmak için buna değer.

Ne zaman bir konuda gerginliğe kapılsam kafamda o kişiyle geçireceğimi düşündüğüm diyaloglar oluşmaya başlar. Son derece agresif ve kararlı... Her seferinde de lafı gediğine oturtarak inceden laf sokarak kazandığım diyaloglar bunlar. Fakat iş o noktaya geldiğinde ben otoyolda araba görmüş tavşan gibi kitlenip kalıyorum her seferinde ve o an aklıma verebilecek herhangi zekice bir cevap gelmemekle birlikte 5 dk sonrasında "laaaan keşke şunu deseydim çok fena göt olurdu" diye kendi kendimi yiyorum.

Her neyse... Bunların hiçbirinin bu sefer yaşanmamasını umuyorum. Şayet yaşanırsa ağlayarak yanına koşabileceğim bir sevgili bulmam gerekiyor il ve hatta ilçe sınırları içerisinde çünkü benimki şu an bırakın ili ülke sınırları içerisinde bile değil. Koşarak gitmeye çalışırsam bu haftalarımı alabilir ve bu süre içerisinde ben de çoktan sakinleşmiş olacağımdan gitmeme gerek kalmadığını farkeder ve eve dönmek için de bir taksi çeviririm. Bu da çok pahalıya patlayabilir. İşten ayrılmış birinin bu kadar fazla taksi parası ödemesi hiç akıllıca olmaz.



23 Ağustos 2011 Salı

9 aydır aynı cehennem

Kendime inanamıyorum. Önceden denemiş olmama rağmen neden ayrılmadım buradan bilmiyorum. Hapishane gibi burası... Hep bir umut bekliyorum başka birşey çıksa da bıraksam diye. O kadar sıkıldım o kadar daraldım ki artık. Sevmediğim insanlarla birarada olmak, sevmediğim işler yapmak zorunda olmak. Başlamak zorunda olduğumu biliyordum ama bu kadar uzun süreceğini tahmin etmezdim. Nasıl kendimi geliştirmeme sağlayan kişiler olduysa geçmişte, aynı şekilde bugün bu hallerde olmama da sebep oldular belki de.

Ben artık kendine acıyan bir zavallıdan başka bir şey değilim ve bu öylesine canımı yakıyor ki...


Şu para sıkıntısı olmasa bir gün daha durmam yemin ediyorum ama sabretmem lazım biraz daha... Eğer yine birşey çıkmazsa başlarım parasına diyeceğim gibime geliyor...

5 Temmuz 2011 Salı

Kendim için...

İşi bırakıp spora başlıcam...
fit bir vücut elde edene kadar zorlıcam bu işi...

pasaportumu alıp gidicem yurt dışına... minimum 2 hafta.

kurslara gidicem... grafik tasarım, ingilizce vs. kendimi geliştiricem.

bi yandan da ufak tefek işlerden para kazanmaya çalışıcam.

Allah yardımcım olsun... :)

26 Haziran 2011 Pazar

gitme vakti

vakit geldi galiba...

bir sürü psikopatla aynı evde yaşamanın verdiği sinir bozukluğuna daha fazla dayanamıcam sanırım.
bana bir faydası olmayacak bir şey için para yardımı isteniyor benden. bunlar da yetmezmiş gibi her gün evde psikolojik baskı var kediyi göndermek için.

yeter sıkıldım

29 Mayıs 2011 Pazar

yalnızlık paylaşılmaz paylaşılırsa yalnızlık olmaz gibi saçma bi başlık yazmak istedim buraya

yalnız kalabilen insanlara hayranım. ben son bir kaç aydır yalnız kalamadığımı, ve yalnız kalmanın beni ne kadar bunalttığını anladım. bi işle uğraşmadığım ya da etrafımda birilerinin olmadığı zamanlarda, kendi kendime kaldığımda yaşadığım her şeyi, karşılaştığım sıkıntıları düşünmeye başlıyorum. ve tabi bu benim gibi anormal bir psikolojiye sahip bir insan için biraz yorucu oluyor.
kaçmak çözüm mü? değil belki de ama baya uzun süre idare edilebiliyor. bazı sıkıntılar kendiliğinden geçip gitmiş, unutulmuş bile oluyor.

15 Şubat 2011 Salı

Değer mi hiç?



Hiçbir şeyin değeri yok bu hayatta, ben bunu anladım son günlerde.

Yakın zamanda dünyadan beni seven insanlardan biri daha eksildi. Zaten çok fazla birileri yoktu. İşte gittikçe azalmakta. Bu kayıp, bir ailenin üzüntüsü, cenaze... O karmaşadayken gördüm ki şu hayatta hiçbir şeyin değeri yok.

Her şeyini bir günde bırakıp gidiyorsun çünkü.

İnsan hayatı beş para etmezmiş. Sanki çocuk oyunu gibi birisini işe al, ona işle ilgili hiçbir şey öğretme, neyi doğru neyi yanlış yaptığını söyleme, sonra da sen bu işi yapamıyorsun diye işten çıkar.

Bu kadar basit birinin hayatıyla oynamak, değil mi?

Her insanın bir ederi, yaptığı işe göre bir değeri vardır ve o değerden daha azına da çalışmaz, kendini boşa yıpratmaz... Muhtaç olmadıkça... Muhtaçsanız ve pek çok şeye göz yummak zorunda kalıyorsanız bu dünyada hiçbir değeriniz yoktur.

Kendini değersiz hissetmek kadar zavallıca bir şey daha yoktur şu dünyada...